Milyonlarca İnsanın Sorgusuz Sualsiz İnandığı 7 Popüler Komplo Teorisi ve Gerçekler

Arkasında herhangi bir delil bulunmayan durumlar, insanlar hatta topluluklar hakkında üretilen teoriler bazen oldukça ilgi çekici olabiliyor. Dünyada birçok insanın inandığı komplo teorilerini sizler için listeledik. Gelin bu teorilerin aslında ne olduklarını birlikte inceleyelim.


Komplo teorileri, basitçe, bir grup insanın olayları veya durumları asıl mantığı dışında açıklamasıdır. Konuları farklı olsa da her komplo teorisinin ortak özellikleri var. Örneği tüm dünya ülkelerini ve başkanlarını parmağında oynatan İlluminati adlı şeytani örgüt üzerinden verelim. İlk olarak, komplo teorilerinde karşı çıkanların eylemleri ve hedefleri yasa dışı ve tehdit edici olur. İlluminati komplosunda olduğu gibi; hepimizin beyninin şarkılarla yıkandığı ve dünya nüfusunun bu şekilde kontrol edildiği savunulur. Komplo teorilerinin ikinci ortak noktası da teorinin merkezinde yer alan örgütün ya da olayların gizli yürütüldüğü düşüncesidir. Halbuki dünya nüfusunu yönlendiren hakim fikirler, gizli gizli değil; sinema filmleri, diziler, reklamlar ve sosyal medya ortamında açık açık yönlendirilebilir. Ancak bu yönlendirmeyi gizli örgütler değil, çoğunlukla bir şeyler tüketmenizi isteyen şirketler yapar.

Popüler komplo teorileri:
  • "Deprem makinesi HAARP ile yapay depremler oluşturuluyor"

  • "Masonlar gizli bir örgüttür, vahşice ayinler yapar"

  • "Bermuda Şeytan Üçgeni uçakları ve gemileri yutuyor"

  • "Mısır Piramitlerini uzaylılar yaptı"

  • "Hitler ölmedi; Güney Amerika'ya hatta Ay’a kaçtı"

  • "İnsanlar hiç Ay’a gitmedi"

  • "Koronavirüs aslında yok"

"Deprem makinesi HAARP ile yapay depremler oluşturuluyor"

Yanlış: HAARP teknolojisini kullanarak Amerika yeryüzünde istediği zaman depremler ve diğer doğal afetleri tetikleyebilir. Ayrıca Amerika HAARP ile kitleler üzerinde zihin kontrol deneyleri de yapmakta.

Doğru: Yüksek Frekanslı Aktif Auroral Araştırma Programı’nın kısaltması olan HAARP, dünyayı saran, dünya yüzeyinin 50 ila 400 mil yukarısında, uzayın tam kenarında bulunan iyonosfer tabakasının özelliklerini ve davranışını incelemeyi amaçlayan bilimsel bir çalışmadır. HAARP bu araştırmaların incelenmesi için dünyanın en yüksek güçlü ve yüksek frekanslı vericisidir.

2010 yılında gerçekleşen Haiti depreminden de sorumlu tutulduktan sonra HAARP'ta çalışan bilim insanları bir açıklama yapmak zorunda kalmıştı. Kullandıkları araçların komploda olduğu gibi değil, "iyonosferde biriken doğal enerji miktarından çok altında bir enerji birikimine sebep olduğunu" ve "böyle bir enerjinin bahsedilen depremlere ve hava durumu değişikliklerine sebep olmayacağını" açıkladılar.

HAARP’ı işleten Alaska Fairbanks Üniversitesi Jeofizik Enstitüsü müdür Bob McCoy “Bu bir silah değil ve olamaz. Yüksek frekanslı radyoların çalışma şekli, atmosferin bu sinyallere şeffaf olmasıdır. Bunu 10 kat büyütüp deneseydik, yine de havayı etkileyemezdik. Zihin mi? Zihindeki elektrik sinyalleri çok düşük frekanstır. HAARP çok büyük frekanstır, dalgalar metre uzunluğundadır" açıklamasını yaptı. Komplo teorileri üzerine HAARP kapılarına herkese açmış olmasına rağmen, bu teorilere hala inanan binlerce insan mevcut.

"Masonlar gizli bir örgüttür, vahşice ayinler yapar"

Yanlış: Masonlar yaptıkları ayinlerde canlılara zarar verip hatta öldürüp onların kanlarını içerler. Ayrıca İlluminati de masonların kurduğu bir örgüttür.

Doğru: Masonluk, TDK'da yer alan tanıma göre "Birtakım kardeşlik ilkelerini benimseyen, birbirlerini parola ve işaretlerle tanıyan, loca denilen bölümlere ayrılan kimselerden kurulu dernek" anlamına geliyor. Bu derneklerin üyelerine de mason adı veriliyor. Yani "masonluk" kendi başına bir örgütü değil, görevi tanımlıyor. Tarihsel kökenlerine bakıldığında İngiliz İmparatorluğu’nun ilerlemesiyle yayıldığı görülen masonluk, faaliyetleri yürüten dernek ya da vakıfların gizlilik ilkeleri nedeniyle birçok komplo teorisi ile bir arada anılıyor. Masonlar, üyesi oldukları dernek ya da toplulukların “gizli bir topluluk” olmadığını; ancak faaliyetlerin veya planlamalarının sadece üyelerine açık olduğunu söylüyorlar. Üyelerin ise aslında mason olduklarını saklamak gibi bir sorumlulukları yok.

Türkiye'de faaliyet yürüten Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Locası'nın resmi internet sitesinde bu topluluğun "bilgi ve kardeşlik üzerine kurulu" olduğu söyleniyor. Ayrıca "başkalarına yardım etme arzusunun, kişisel gelişimin doğal bir yan ürünü" olduğunu savunuluyor. Nispeten güçlü ve varlıklı insanlardan oluşan masonlar; ulusal ve yerel hayır kurumlarına her gün 2 milyon doların üzerinde bağış yapıyor. Ülkemizde faaliyet gösteren Rotary, Rotaract, Lions gibi kulüpler, masonluk faaliyetlerinin yürütüldüğü diğer dernek, vakıf ya da yapılanmalar olarak gösterilebilir. Kısaca komplolarda bahsi geçen "masonluk" tanımı; ulaşılabilen resmi kaynaklarla doğrulanan bir tanım değil. Tabii internetin dehlizlerinde saklı olan, komplolara kaynaklık eden çeşitli görüntülerin kaynağını ve tespit etmek çok zor.

"Bermuda Şeytan Üçgeni uçakları ve gemileri yutuyor"

Yanlış: Bermuda Şeytan Üçgeni uçakları, gemileri ve insanları yutan bir yapıya sahip ve üzerinden geçen her şey yok oluyor.

Doğru: Her gün dünyanın her yerinde hava veya deniz kazaları meydana geliyor.

Miami, Bermuda ve Porto Riko’nun arasında kalan ve "Bermuda Şeytan Üçgeni" olarak anılan bölge, birçok teoriye ev sahipliği yapıyor. Aslında insanların her gün olaysız bir şekilde gezindiği bir bölge olan Bermuda Şeytan Üçgeni’nde kaybolan gemi ve uçakların uzaylılar tarafından kaçırıldığı, Atlantis kıtasına bağlı bir portaldan geçtiği, çeşitli girdaplarla başka boyutlara ulaştığı gibi bilgiler teorilerin temelini oluşturuyor.

Fırtınalar, resifler ve Gulf (Körfez) Akıntısı nedeniyle zorlayıcı şartlara ev sahipliği yapan bu bölge, denizcilik ve diğer ulaşımlar için zorluklara neden oluyor. Denizcilik sigortası şirketi Lloyd’s of London; Bermuda Üçgeni'ni özellikle tehlikeli bir yer olarak tanımıyor. Bölge ile ilgili Amerika Sahil Güvenliği'nin yaptığı açıklama ise şu şekilde: “Yıllar içinde bölgede meydana gelen birçok uçak ve gemi kayıplarının gözden geçirilmesinde, zayiatın fiziksel nedenlerden başka herhangi bir şeyin sonucu olduğunu gösteren hiçbir şey keşfedilmedi. Hiçbir olağanüstü etken tespit edilmedi."

Kaynaklar: Britannica, History, USA National Ocean Service

"Mısır Piramitlerini uzaylılar yaptı"

Yanlış: Mısır'daki piramitlerin uzaylılar tarafından taşların kaldırılmasını sağlayan teknolojik aletlerle yada büyülerle yapıldı. Uzaylıların getirdiği teknolojiler olmasa piramitlerin hiçbir yapılamazdı.

Doğru: Mısır'daki piramitlerin uzaylılar tarafından yapıldığı teorisi oryantalizmden başka bir şey değildir. Bilmeyenler için: oryantalizm; gelişmiş ülkelerin, kendilerine nispeten gelişmemiş ülkeler ve potansiyellerini aşağılamak üzerine kurulmuş bir düşünce sistemidir. Batıda hiçbir ülkede görülmeyen bu devasa yapıların, gelişmiş ülkelere göre Antik Mısır’da yaşayan insanlar tarafından inşa edilmesi imkansızdır.

Mısır’da yer alan 3 büyük piramit; uzaylılar tarafından inşa edilmediği gibi köleler tarafından da inşa edilmedi. Mısır’ın doğu çölünde bulunan bir kaya ocağı olan Hatnub’da, İngiliz ve Fransızlardan oluşan bir ekip, son derece teknolojik başarılara işaret eden, zemine oyulmuş bir rampa buldu. Rampa oldukça dikti ve her iki tarafından merdivenlerle çevrilmişti. Yapılan çalışmalarda bu tür bir sistemin daha önce keşfedilmediği ve hatta bu rampanın 4,500 yıl öncesine dayandığı açıklandı. Bu piramitlerin yapımından 500 yıl öncesi demek. Çoğu Mısırbilimci, Mısırlıların piramitleri inşa etmek için rampa sistemleri kullandığını düşünüyor. İnşasında ne kadar insana ve insan gücüne ihtiyaç duyulmadığını bilmediğimiz bu devasa yapılar, büyük rampalar sayesinde inşa edildiler.

"Hitler ölmedi; Güney Amerika'ya hatta Ay’a kaçtı"

Yanlış: Hitler savaş sırasında mağlup olacağını ve yaptıklarının sonuçlarına katlanacağını düşündüğünden dolayı Güney Amerika'ya kaçtı. Hatta bazı iddalara göre kendisi ileri Nazi teknolojilerine sahip özel uzay araçlarını kullanarak Ay’a kaçtı. Hitler’in hala Ay’daki üssünde ya da Güney Amerika’da yaşadığını savunan insanlar var.

Doğru: Fransız bilim insanları, Adolf Hitler’in siyanür içip kendi kafasına sıkarak intihar ettikten sonra 1945’te öldüğünü kanıtlamak için dişlerinin parçalarını analiz ettiler. Mayıs 2018’de European Journal of Internal Medicine’de yayınlanan araştırma, diktatörün dişleri ve kafatasının bilimsel analizi yoluyla Adolf Hitler'in ölümüyle ilgili komplo teorilerine son vermiş oldu. Baş araştırma yazarı Philippe Charlier AFP'ye, "Çalışmamız Hitler'in 1945'te öldüğünü kanıtlıyor" dedi. "Dişler gerçek, şüphe yok."



"İnsanlar hiç Ay’a gitmedi"

Yanlış: ABD'nin 1969 yılında Ay'a insan gönderdiği Apollo 11 görevi; Soğuk Savaş nedeniyle uzay rekabetine girdiği SSCB'ye itibar kaybettirmek için uydurulan bir yalandı. Aslında insanlar, yani dolaylı olarak insanlar hiç aya gitmedi.

Doğru: 1969 yılında Neil Armstrong ve Buzz Aldrin’i aya çıkarmak için tam 400.000 NASA çalışanına ihtiyaç duyuldu. Aralarında Türk bilim insanlarının da bulunduğu bu büyük bilim ordusuna karşı, insanların Ay'a hiç gitmediğini savunan komplo teorileri, genelde bilim karşıtı kişilerden çıkıyor. ABD'li gazeteci yazar Bill Kaysing'in ilk kez ortaya attığı karşıt iddialar; Ay'dan gelen fotoğraflarda "bayrağın hiç dalgalanmaması gibi" çıkarımları temel alıyor. Bu çıkarımın en büyük dayanağı ise Ay'da bir atmosferin, dolayısı ile bayrağın dalgalanmasını sağlayacak bir hava akışının olmaması. Diğer argümanlardan birisi de Ay'da çekilen fotoğraflarda hiç yıldızın görülmemesi.

Bu komplonun neden safsata olduğuna dair açıklamalar için sizi aşağıdaki içeriklerimize davet ediyoruz:


"Koronavirüs aslında yok"

Yanlış: Koronavirüs diye bir şey yok. Varsa da dış ülkelerin aşıdan ve maskelerden para kazanmak; diğer ülkeleri kontrol altında tutmak uğruna dünyaya saldıkları bir hastalık.

Doğru: Malesef koronavirüs diye bir virüs var, ve yeni keşfedilmedi. Hatta koronavirüs sadece bir tür değil, bir virüs ailesine verilen genel isim. Nasıl tek bir bakteri türü yoksa, ancak kolayca tanımlamak için hepsine bakteri diyorsak; koronavirüs de benzer bir şekilde bir virüs grubunu tanımlıyor. 2020'nin son günlerinde başlayıp bir yılda milyonlarca can alan salgına neden koronavirüse ise SARS-Cov-2 adı veriliyor. Koronavirüsün diğer türleri 2002'de MERS, 2003'te SARS salgınlarına neden olmuş, ancak bu salgınlar günümüzdeki kadar etkili olmadan önlenebilmişti. SARS-Cov-2'nin neden olduğu Covid-19 salgını ise türümüzün karşılaştığı en ölümcül koronavirüs salgını oldu.

Covid-19 hastatığına neden olan SARS-Cov-2 adı verilen koronavirüs türü, soğuk algınlığında da görülebilen bazı etkilere sahip. Bu nedenle neredeyse her kış atlattığımız griple karıştırılabiliyor. Belirtilerinin kişiden kişiye değiştiği koronavirüs malesef bildiğimiz grip kadar masum değil. Dünyadaki yıllık verilere bakarak COVID-19’un, grip kadar ölümcül olmadığını söyleyebiliriz ama gripten çok daha bulaşıcı olduğu kesin.

COVID-19’un insan yapımı bir virüs olduğuna dair herhangi bir kanıt henüz elde edilmedi. Her ne kadar eski Amerikan başkanı Trump’ın danışmanı Steve Bannon tarafından kurulan grubun, koronavirüsün kasıtlı olarak bir Çin laboratuvarında yapıldığı iddia edilse de aksi kanıtlandı. Bilim insanları, virüsün genetik dizisinin ve SARS ile olan benzerliğinin, virüsün bir laboratuvarda üretilmiş olmadığını kanıtladığını defalrda söylediler. 2020 yılının Mart ayında yayınlanan bir “SARS-CoV-2’nin Proksimal Kökeni” isimli makalede, virüsün gen dizilimini inceleyen bilim insanları, virüsün doğal süreçlerden kaynaklandığı sonucuna vardılar.

Kaynaklar: Sağlık Bakanlığı, Live Science, Nature

Böylece dünya üzerinde en çok inanılan komplo teorileri listemizin sonuna geldik. Peki ya siz okuyucularımız her bir komplo teorisi üzerine daha detaylı içerikler görmek ister misiniz? Eğer istiyorsanız hangi teoriden başlayalım. Yorumlar bölümünde fikirlerinizi bekliyoruz.


Kaynak : https://www.webtekno.com/milyonlarca-insanin-sorgusuz-sualsiz-inandigi-7-komplo-teorisi-ve-gercekler-h106789.html


5 görüntüleme0 yorum

©2021, WebMaster